Genel Bilgiler

Kanser nedir?
Kanserlerin Adlandırılması
Selim tümör - habis tümör
Metastaz nedir
Lenf bezleri ve yayılım
Genel risk faktörleri
Tarama ve erken tanı
Kanserin belirtileri
Kanserin teşhisi
Evrelendirme
Tedavi yöntemleri
Hastaların desteklenmesi



 Kanser Nedir?

Bu bölümdeki sayfalarda kanser ile ilgili bazı genel bilgiler sunulmaktadır. Burada yer alan bilgilerin hastaların ve yakınlarının kanser konusunda aydınlatılmasında yararlı olacağını umuyoruz. Hastaların ve yakınlarının, kendi durumları ile ilgili daha ayrıntılı bilgileri hekimleri ve diğer tedavi ekibi ile görüşerek sağlayabileceklerini anımsatmak isteriz.

 Kanserlerin Adlandırılması

Kanser benzer özellikler gösterdiği için aynı genel ad altında toplanan pek çok hastalığa verilen genel bir tanımlamadır.

Kanser yaşamın ve bedenin temel birimi hücrede başlar. Normalde hücrelerin büyümesi ve çoğalması bedenin ihtiyaçları doğrultusunda kontrol altındadır. Bu süreç yaşamımızın sağlıklı bir biçimde sürmesini sağlar.

Ancak bazan hücreler kontrol dışı biçimde büyümeye ve çoğalmaya başlar. Bu durumda bu hücrelerin bulunduğu bölgelerde normalde olmayan bir büyüme oluşmaya başlar, buna "kitle" ya da "tümör" denir.

 

 Selim tümor- habis tümör

Tümörler "selim" ya da "habis (malin)" olabilir.

  • Selim tümörler kanser değildir. Genellikle tıbbi yöntemlerle oluştukları yerden çıkarılabilirler. Çoğunlukla da yeniden oluşmazlar ve vücudun diğer bölgelerine yayılmazlar. En önemlisi de selim tümörler, nadir durumlar dışında, yaşam için tehdit oluşturmazlar.
  • Habis tümörler kanserli dokulardır. Buradaki hücreler anormal biçimde ve kontrolsüz olarak bölünür ve çoğalır. Yalnızca bulundukları doku ve organa zarar vermekle kalmazlar, tedavi edilmedikleri takdirde çoğunlukla bedenin başka bölgelerindeki doku ve organlara da sıçrayabilir, o bölgelere yerleşebilir ve kanserin yayılmasına yol açabilirler.
  •  

     Metastaz nedir?

    Habis tümörler yalnızca bulundukları doku ve organa zarar vermekle kalmazlar, yakınlarındaki organ ve dokulara da yayılabilir ve zarar verebilirler. Ayrıca kanserli hücreler bulundukları bölgelerden kan ya da lenf damarları yoluyla bedenin başka bölgelerine taşınabilir, orada yerleşebilir. İşte kanserli hücrelerin bulundukları doku dışında doğrudan ya da kan-lenf damarlarıyla başka bölgelere sıçramalarına "metastaz (yayılma) denir.

    Kanser başladığı doku ya da organdan bedenin bir başka bölümüne sıçradığında, burada da aynı tipte anormal hücreler gelişir ve ilk tümörle aynı adı taşımaya devam eder: Örneğin eğer akciğer kanseri beyine yayılım gösterdiyse buradaki hücreler esasta akciğer kanseri hücreleridir; beyinde oluşan tümör "beyin kanseri" değil "metastatik akciğer kanseri" olarak adlandırılır.

     Lenf bezleri ve yayılım

    Lenf bezleri, bir ağ gibi bedenimizi saran lenf damarlarıyla birlikte bağışıklık sistemimizin önemli yapıtaşlarını oluşturur. Lenf bezleri tüm bedende yaygın olarak bulunmakla birlikte, çene altı, kulak çevresi, koltuk altı, kasık gibi cilde yakın bölgelerde ve göğüs ve karın içi gibi daha derin yerleşim bölgelerinde bazı kümelenmeler oluştutur. Bunlara bölgesel lenf bezleri denir.

    Eğer kanser içinde bulunduğu organ ya da dokudan lenf bezlerine ulaştıysa bu önemlidir: Bu durumda kanserin karaciğer, kemik, beyin gibi başka organlara da ulaşması riski söz konusu olduğundan, lenf bezleri özellikle dikkate alınır.

     Genel risk faktörleri

    Kanserin nedenleri ne kadar iyi bilinirse, korunma da o kadar olanaklı olabilir. Kanser araştırmacılarının üzerinde durduğu önemli konulardan biri de toplumlarda kansere yakalanma olasılığını artıran "risk faktörleri"dir.

    Kanser zaman içinde ve pek çok farklı faktöre bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bazı kanserlerde genetik faktörlerin özellikle rol oynadığı, çoğu kanserde yaşam biçimleri, yeme-içme alışkanlıkları, kimyasal maddelere maruziyet gibi çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Genellikle bütün bunların farklı düzeylerde etkisi söz konusu olmaktadır.

    Kanser oluşumuna yol açan bazı faktörler ortadan kaldırılabilir ancak genetik geçiş gibi bazı faktörler önlenememektedir. Önlenebilen faktörlerin en aza indirilmesi önemlidir. Kanser ortaya çıkma olasılığını artıran bazı faktörler şunlardır:

  • Tütün. Tütün ve mamüllerinin kullanılmasının kanserlerin ortaya çıkmasında büyük pay sahibi olduğu bilinmektedir.
  • Beslenme. Araştırmacılar beslenme alışkanlıkları ile kanserler arasında ilişki bulunduğunu göstermektedir. Örneğin araştırmalar beslenmede yüksek yağ içeriği bulunmasının, kalın barsak, rahim ve prostat gibi kanser türlerii ile ilintili olduğunu göstermiştir. Aşırı şişmanlığın yaşlı kadınlar arasında meme kanserine yakalanma olasılığını yükseltiyor olabileceği bildirilmektedir. Öte yandan lif oranı yüksek beslenmenin bazı kanser tipleri için koruyucu özellikte olduğu gösterilmiştir.
  • Ultraviyole (UV) radyasyon. Yoğun güneş maruziyetinin ciltte erken yaşlanmaya ve tahribata yol açabildiği, bunun sonucunda da kanser gelişimini tetiklediği bildirilmektedir.
  • Alkol. Aşırı alkol içenlerde ağız, boğaz, yemek borusu ve karaciğer kanserlerine yakalanma riski artmaktadır. Eğer ek olarak sigara da içiliyorsa, riskler daha da yükselmektedir.
  • İyonize radyasyon. Ortamdaki radyoaktivitenin yüksek olduğu durumların lösemi, meme, tiroid, akciğer, mide ve diğer organ kanserlerinin ortaya çıkması riskini artırdığı gösterilmiştir.
  • Kimyasal maddeler. Bazı kimyasal maddelere, metallere, pestisitlere (örn. böcek öldürücüler) maruz kalmanın kanser riskini artırdığı bilinmektedir. Asbest, nikel, kadmiyum, uranyum, radon, vinilklorid, benzen gibi maddeler iyi bilinen kanserojen maddelerdir. Bu maddeler tek başlarına ya da bir başka kanserojen madde ile, örneğin tütün ile birlikte kanser riskini daha da artırır.
  • Hormon replasman tedavisi. Menapoz döneminde bedende eksilen hormonların yerine dışardan hormon verilmesi tedavisi ile menapoz belirti ve bulgularında hafifleme sağlanabilmektedir. Bazı araştırmalar tek başına östrojen kullanımının rahim kanseri riskinde artışa yol açabildiğini göstermiştir. Bazı çalışmalarda da uzun süre östrojen kullanan kadınlarda meme kanseri riskinde artış olduğu öne sürülmüştür.
  • Bazı tip kanserlere yakın akrabalarda rastlanması. Meme, yumurtalık, prostat, kalın barsak gibi kanser tiplerinin bazı ailelerde daha fazla ortaya çıkma eğilimi gösterdiği saptanmıştır. Bunun genetik nedenlerle mi, yoksa aynı aile bireylerinin paylaştığı yaşam biçimleri, beslenme alışkanlıkları gibi dışsal nedenlerle mi olduğu tam olarak aydınlatılabilmiş değildir.

    Kanser riski taşıdığını düşünen kişiler bunu doktorlarına danışmalı, düzenli sağlık kontrollerinden geçmelidir.

  •  Tarama ve erken tanı

    Bazan kanser belirti vermeden önce, erken bir aşamada tanınabilir. Kanserin bu aşamada saptanması için yapılan muayene, tetkik gibi girişimler "tarama" olarak adlandırılmaktadır. Yaşa, cinsiyete ve risk faktörlerine göre biçimlendirilmiş bir program çerçevesinde düzenli biçimde taramalar yaptırmak, kanserin erken tanınmasında, tedavi seçeneklerinin ve etkinliğinin artırılmasında önemlidir.

    Genel tarama muayenelerinde erken belirtiler sorgulanabilmekte, örneğin hastanın fark etmediği kitleler elle muayene saptanabilmektedir. Bunun dışında bazı laboratuvar ya da görüntüleme tetkikleri ile bazı kanser tipleri daha ortaya çıkmadan teşhis edilebilmektedir.

    Toplumda çok rastlanan bazı kanser tipleri için yapılan tarama uygulamaları aşağıda özetlenmektedir:

  • Meme. Düzenli doktor muayenesi ve mamografi meme kanserlerinin erken tanınmasında önemlidir. Mamografi meme dokusunun özel bir görüntülenme yöntemidir. Kırklı yaşların ortasından itibaren doktorun önerdiği sıklıkta mamografi ile tarama yapılmasının meme kanserinden ölümleri azalttığı araştırmalar tarafından gösterilmiştir.
  • Rahim-ağzı (serviks). "Pap smear" testi denilen uygulamada, rahim-ağzından hücre örnekleri alınmakta ve mikroskop altında incelenmektedir. Burada kansere dönüşebilecek değişimlerin erken aşamada gözlenmesi olanaklıdır.
  • Kalın barsak ve rektum. Kolorektal kanserler denen ve sindirim sistemi kanalının son bölümünü oluşturan doku ve organlarda ortaya çıkan kanserlerin erken tanınmasında farklı yöntemler kullanılmaktadır. Bunlar arasında gaytada gizli kan testi, bazı endoskopik uygulamalar, ilaçlı filmler ve parmakla muayene bulunmaktadır.
  •  

     Kanserin belirtileri

    Kanserlerin çok farklı belirtileri olabilir, bunların bazıları şunlardır:

    - Bedenin herhangi bir bölgesinde (örneğin memede) doku kalınlaşması veya büyümesi olması
    - Ben, siğil gibi cilt lezyonlarının üzerinde belirgin bir değişiklik görülmesi
    - İyileşmeyen bir boğaz şikayeti
    - İyileşmeyen öksürük ve ses kısıklığı
    - Barsak ya da mesane alışkanlıklarında ani değişiklikler
    - Hazımsızlık ve yutkunma güçlüğü
    - Açıklanamayan kilo değişiklikleri, ani zayıflama
    - Beklenmedik kanamalar
    - Normal olmayan akıntılar


    "Ağrı" hissetmek kanser için bir koşul değildir. Ağrı, kanserin erken dönemlerinde bulunmayabilir.

    Kuşkusuz yukarıda sıralanan belirti ve bulguların bulunması kişide mutlaka kanser olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak bu tür yakınmaları olan kişinin doktora başvurması ve bunları anlatması önemlidir. Teşhisi yalnızca bir doktorun koyabileceği unutulmamalıdır.

      Kanserin teşhisi

  • Eğer belirtiler varsa hekim hastasından tıbbi öykü alır ve genel fizik muayene yapar. Bulguların ışığında farklı laboratuvar testleri, görüntüleme yöntemleri ve biyopsi gibi girişimler ile teşhis kesinleştirilir.
  • Laboratuvar testleri. Kan ve idrar testleri ile hastanın sağlık durumu konusunda genel olarak bilgi sahibi olunur. Bazı durumlarda bedende tümör varlığına özgü maddeleri ('tümör marker'larını) tespit etmek üzere bazı başka testler uygulanır.
  • Görüntüleme. Geleneksel röntgen, bilgisayarlı tomografi (CT ya da CAT), manyetik rezonans (MR ya da MRI), sintigrafiler, ultrason (USG) gibi görüntüleme yöntemleri kanser tanısının konmasında yardımcıdır.
  • Biyopsi. Kanser tanısında en önemli tekniklerden biri biyopsidir. Biyopsi kanser ihtimali taşıyan dokudan örnek alınması işlemidir. Bu doku örneği bir patolog tarafından farklı teknikler uygulanarak mikroskopi altında incelenir ve doku parçaları ve hücreleri değerlendirilir. Biyopsi, ilgili dokunun doku içine giren aletlerle görüntülenmesi (endoskopi) sırasında uygulanabilir. Mide dokusundan alınan biyopsi buna örnek verilebilir. Bir başka yöntem, ilgili dokuya bir iğne ile ulaşılarak yapılan biyopsidir. Bu yöntem, örneğin meme dokusundan biyopsi alınmasında kullanılmaktadır. Üçüncü yöntem de cerrahi biyopsi olarak adlandırılır: Burada ilgili dokuya cerrahi işlemle ulaşılarak biyopsi örneği alınmaktadır.
  •  

     Evrelendirme

    Kanser tanısı konduğunda hekim hastalığın evresini, yani yaygınlık derecesini öğrenmek isteyecektir. Bu amaçla ek muayene ve tetkikler gerekebilir. Evrelendirme tedaviye ilişkin kararların verilmesinde çok önemlidir.

     Tedavi yöntemleri

    Kanser tedavisi kanserin tipine, yerleşimine, evresine, kişinin genel sağlık durumuna ve diğer faktörlere bağlı olarak değişiklikler gösterir. Doktorlar her hastaları için, o hastanın kişisel durumuna ve ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmiş farklı tedavi planları hazırlamaktadır. Kanser tedavisi genellikle bir ekip tarafından birlikte planlanır ve yürütülür.

    Kanserlerin çoğunda kullanılan tedavi yöntemleri şunlardır:

  • cerrahi,
  • ışın tedavisi (radyasyon tedavisi, radyoterapi),
  • ilaç tedavisi (kemoterapi),
  • hormon tedavisi (hormonoterapi), " biyolojik tedavi (immunoterapi).

    Doktorlar bu tedavilerin birini uygulayabilir ya da birkaçını kombine edebilir.

    Pek çok hasta kanser tanısı aldıktan sonra tedavi ile ilgili kararlara katılmak isteyecektir. Ancak kanser tanısı konduktan sonra yaşanan şok, gerilim ve üzüntü konu hakkında soğukkanlı düşünme, konuşma ve karar verme olanağını azaltmaktadır. Bu aşamada hastaların desteklenmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir.

  •  Hastaların desteklenmesi

    Kanser gibi ciddi bir hastalıkla yaşamak kolay değildir. Kanserli hastaların yüzleşmeleri gereken çok sayıda ve bir birinden çok farklı sorunları vardır. Kanser hastalarının danışmanlık ve destek sistemlerine gereksinimleri bulunmaktadır.

  • Hekimler ve ilgili diğer sağlık personeli hastaların ve yakınlarının en önemli bilgi kaynağıdır. Sağlık çalışanlarının böyle bir durumda neler yapılacağını, hasta ve yakınlarına nasıl destek verileceğini bilmeleri çok önemlidir. Hekim-hasta ilişkisinin doğru ve güçlü bir düzlemde yaşanması yalnızca hastayı desteklemek anlamına gelmemekte, tedaviye uyumu ve doğal olarak tedavi başarısını olumlu olarak etkilemektedir.
  • Hasta yakınları ve arkadaşları hastalar için önemli bir destek kaynağı olabilir. Başlangıçta kültürel motifler nedeniyle güçlükler yaratması olasılığı olsa da, zaman içinde hastanın en büyük gereksinimi olan sosyal desteğin sağlanmasında aile ve arkadaşların büyük katkısı olmaktadır.
  • Hasta gruplarının da hastalar için önemli bir katkı sağladığı pek çok ülke örneğinde görülmüştür. Hastaların benzer deneyimleri olan, benzer aşamalardan geçmiş, ortak sıkıntıları paylaşan insanlarla konuşması, hem duygu dünyasında hem de bilgi dünyasında önemli bir zenginliktir.